«
  1. Anasayfa
  2. Sağlık
  3. Reklamların Çocuk Beslenmesine Etkisi

Reklamların Çocuk Beslenmesine Etkisi

Reklamların Çocuk Beslenmesine Etkisi

Sevgili okurlar,

 

Çocukluk dönemi, yalnızca büyümenin değil; alışkanlıkların, tat tercihlerinin ve beslenme davranışının temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresidir. Bu dönemde oluşan beslenme kalıpları, çoğu zaman yetişkinlikte de devam eder. Dolayısıyla çocuğun tabağındaki besin kadar, o tabağa nasıl yönlendirildiği de önemlidir.

 

Bugün çocukların beslenme davranışını şekillendiren en güçlü çevresel faktörlerden birini konuşacağız: reklamlar.

 

Modern dünyada çocuklar yalnızca aile sofrasından değil; televizyon ekranından, dijital platformlardan, sosyal medyadan ve oyun içi içeriklerden de beslenme mesajları alıyor. Bu mesajlar çoğu zaman masum, eğlenceli ve renkli görünüyor. Ancak nörobiyolojik ve davranışsal açıdan baktığımızda, bu içeriklerin çocuk beyninde güçlü etkiler oluşturduğunu biliyoruz.

 

Çünkü çocuk beyni, pazarlama stratejilerini çözümleyebilecek bilişsel olgunluğa henüz sahip değildir.

Gördüğü mesajı analiz etmez; deneyimler.

Sorgulamaz; bağ kurar.

Eleştirmez; ister.

 

Bu nedenle bir reklam yalnızca bir ürün tanıtımı değildir. Aynı zamanda bir tercih inşasıdır. Bir tat eğitimi sürecidir. Bir davranış yönlendirmesidir.

 

Sorulması gereken soru şu:

 

Çocuğunuz bir ürünü gerçekten sevdiği için mi istiyor,

yoksa o ürüne dair oluşturulan duygusal ve nörobiyolojik etki nedeniyle mi?

 

İşte bu yazıda, reklamların çocuk beslenmesi üzerindeki etkisini; nörogelişim, ödül sistemi, tat eşiği oluşumu ve aile dinamikleri perspektifinden ele alacağız.

 

Çocuk Beyni ve Reklam: Nörogelişimsel Gerçeklik

 

Çocuklarda özellikle 12 yaş altı dönemde prefrontal korteks tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu bölge; karar verme, dürtü kontrolü ve eleştirel değerlendirme süreçlerinden sorumludur. Dolayısıyla çocuklar, bir içeriğin ticari amaç taşıdığını yetişkinler kadar ayırt edemezler.

 

Araştırmalar, özellikle yüksek şekerli ve yüksek yağlı ürün reklamlarının çocuklarda kısa süreli maruziyet sonrasında bile tüketim isteğini artırdığını göstermektedir. Üstelik bu artış yalnızca o ürüne özgü değildir; genel enerji yoğun besinlere yönelik tercihi de yükseltmektedir.

 

Reklamın etkisi üç düzeyde işler:

  1. Görsel uyarım
  2. Duygusal bağ kurma
  3. Ödül sistemi aktivasyonu

 

Bir ürün eğlence, arkadaşlık, mutluluk veya başarı ile eşleştirildiğinde; çocuk beyninde dopaminerjik yollar aktive olur. Bu süreç, yeme davranışını biyolojik bir ödül arayışı haline getirebilir.

 

Tat Eşiği ve Duyusal Programlama

 

Çocukluk, tat eşiğinin programlandığı dönemdir. Sürekli olarak yoğun şekerli veya yoğun tuzlu ürünlere maruz kalan bir çocukta, doğal besinlerin tat algısı daha düşük yoğunluklu hissedilir.

 

Bu durum zamanla şu sonuçlara yol açabilir:

  • Sebze ve meyve reddi
  • Doğal tatlara karşı ilgisizlik
  • İşlenmiş ürünlere yönelim
  • Doygunluk sinyallerinde bozulma

 

Yani mesele yalnızca “bir paket atıştırmalık” değildir. Mesele, tat algısının yeniden kodlanmasıdır.

 

Reklam ve Duygusal Yeme İlişkisi

 

Reklamların büyük kısmı ürünü yalnızca bir besin olarak sunmaz; bir duygu düzenleyici olarak konumlandırır.

 

“Mutlu anlar”, “ödül zamanı”, “arkadaşlarla paylaşım” gibi mesajlar; yeme davranışını sosyal ve duygusal bir araç haline getirir.

 

Bu durum çocukta şu öğrenmeyi oluşturabilir:

  • Sıkıldığında yemek
  • Üzüldüğünde yemek
  • Ödül olarak yemek
  • Sosyal kabul için yemek

 

Uzun vadede bu model, duygusal yeme davranışının temelini atabilir.

 

Aile Dinamikleri ve Pester Power

 

Reklamların bir diğer etkisi de literatürde “pester power” olarak adlandırılan ısrarcı talep davranışıdır. Çocuklar maruz kaldıkları ürünleri ebeveynlerinden talep ederler. Bu talep çoğu zaman market ortamında yoğunlaşır.

 

Ebeveyn yorgunsa, zamanı kısıtlıysa veya çatışmadan kaçınmak istiyorsa; talep karşılanma olasılığı artar.

 

Burada mesele ebeveyn zayıflığı değildir.

Mesele sistematik bir pazarlama stratejisidir.

 

Obezite ve Kardiyometabolik Risk

 

Çocukluk çağı obezitesi son yıllarda küresel ölçekte artış göstermektedir. Yüksek enerji yoğunluklu ürün reklamlarına maruz kalma ile artmış enerji alımı arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır.

 

Uzun vadede bu durum:

  • İnsülin direnci
  • Dislipidemi
  • Hipertansiyon
  • Artmış inflamatuar belirteçler

 

gibi kardiyometabolik risk faktörlerinin erken yaşta ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

 

Dolayısıyla reklam meselesi yalnızca estetik ya da kilo konusu değildir. Metabolik sağlık konusudur.

 

Dijital Çağ ve Görünmeyen Reklamlar

 

Geleneksel televizyon reklamlarının yanı sıra bugün çocuklar:

  • Influencer içerikleri
  • Oyun içi yerleştirmeler
  • Animasyon karakter iş birlikleri
  • Sosyal medya kısa videoları

 

aracılığıyla dolaylı pazarlamaya maruz kalmaktadır.

 

Bu içerikler çoğu zaman “reklam” olarak algılanmadığı için etkisi daha derin olabilir.

 

Ne Yapabiliriz?

 

Burada yasaklamak çözüm değildir.

Koruyucu stratejiler geliştirmek gerekir.

  1. Medya okuryazarlığı kazandırmak
  2. Ekran süresini sınırlamak
  3. Ev ortamında sağlıklı alternatif bulundurmak
  4. Besini ödül olarak kullanmamak
  5. Birlikte alışveriş planı yapmak

 

Çocuğa “Bu kötü” demek yerine,

“Bu ürün neden bu kadar renkli ve eğlenceli sunuluyor sence?” diye sormak; eleştirel düşünmenin temelini atar.

 

Son Söz

 

Bir çocuğun beslenme davranışı yalnızca mutfakta değil; ekran karşısında da şekillenir. Reklamlar bir ürünü tanıtmaz sadece; bir alışkanlık tasarlar, bir tat eşiği oluşturur, bir ödül sistemi eğitir.

 

Biz sağlık profesyonelleri için mesele yalnızca kalori hesabı değildir. Mesele, davranışın kökenini anlamaktır.

 

Çocuğunuzun “Bunu istiyorum” cümlesinin arkasında bazen açlık değil, öğrenilmiş bir nörobiyolojik yanıt vardır.

 

Ve iyi haber şu:

Beslenme davranışı öğrenilmişse, yeniden öğrenilebilir.

 

Bilinçli ebeveynlik, doğru modelleme ve tutarlı sınırlar; pazarlama stratejilerinden çok daha güçlüdür.

 

Çünkü en etkili reklam hâlâ ev içindeki rol modeldir.

 

Dyt. Melina Ezgi Tosun

 

Kaynakça

  1. WHO (World Health Organization). (2023). Food marketing exposure and children’s health.
  2. Cairns, G., Angus, K., & Hastings, G. (2009). The extent, nature and effects of food promotion to children.
  3. Boyland, E.J., et al. (2016). Advertising as a cue to consume: A systematic review.
  4. Harris, J.L., Bargh, J.A., & Brownell, K.D. (2009). Priming effects of television food advertising.
  5. Story, M., & French, S. (2004). Food advertising and marketing directed at children.
  6. Halford, J.C.G., et al. (2004). Effect of television advertisements on food intake in children.

Kaynak: Bihaber.TR köşe yazarı Melina Ezgi Tosun

Bir Cevap Yaz

Basın Bildirisi Hakkında

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *